Cuma

kimden: burcu tosun
başlık: hakan akçura ve scream (çığlık)
biçim: metin ve reprodüksiyon (E. Munch, "Scream")

BEN:
“Kim HAKAN?
Ben ne bilirim ki HAKAN hakkında?
Azdır belki paylaşımım ama çok paylaşan çok mu tanımıştır acaba?
Çok tanıyanlarla neler paylaşmıştır acaba?
Aynayı tutan karşısına, önce kendine bakmadan edemez.
Bu ayna ne kadar beni anlatır, ne kadar onu....
O ne görmek ister...
Aynayı tutan ne görmesini hedefler...
Aynaya çarpan görüntüler yansıyarak nerelere gider...
Ayna sana bende seni, sende beni göstersin
Ayna sana göremediğim seni, göstermediğim beni göstersin”

BEN:
“Ayna ayna güzel ayna
ne var ne yok göster bana”

AYNA:
“Ne kadar da cesur ürkekliğinde
Ne kadar da özgür kendine bağımlılığında
Ne kadar da mütevazi ukalalığında
Ne kadar da hüzünlü şakacılığında
Ne kadar da neşeli o yaralılığında
Ne kadar da kendine güvenli o kuşkuculuğunda
O kendine en iyi dost, en katı düşman

Hissederken hissetmekten korkan
Düşündüğü kadar çok hafife alan
Meraklı, oyuncu çocukluğunu yetişkinliği sanan
Hassas, vicdanlı, duygulu bir dost”

BEN:
“Aynalar objektif olacak diye bir şey yok tabii
O da kendi yorumunu katmış hiç çekinmeden
Bakalım diğerleri neler demiş:”


I^_^I:
“Bana kalsa dikizci hacker, gündüzleri özgür ve asi, geceleri güvenilir ve zarif düşünceli adam derim.
Kendisi beni çapkınlıkla ve oyunculukla itham eder. Ama olsun ben yine de onu severim.”

Ay_FALCISI:
“Ay bu ne meraklı adam! Tutturmuş falıma bak diye.
Bu defalık bakacağım ama son olsun.
Hakan bey kardeşim, dün gece senin için aya baktım ki bir de ne göreyim....
Hanene ay doğmuş
Çok yakında bir sergi görüyorum sanki
Bir yarışmada da şampiyon olmuşsun galiba

Ne de çok sevenin var
Bir o kadar da çok kıskanan
Aman aman nazarlara bak
Tez vakitte kurşun döktürmelisin
Falın fallanmamış
Fallanan fallar da seni açmamış
Duydukların yalan, gördüklerin hayal gelmiş
Gerçekler soğuk, hayaller kolay gelmiş
Aynalardan ışık, camlardan karanlık vurmuş
Yalnızlık kaçış, özgürlük kavuşma olmuş”

ISSIZgece (Ay Hanım):
“Azizim Güneş Bey,
bu satırları size gönlümden kopan bir meltem gibi üflerken
sürç-ü lisan edersem af olacağını ümit ederek, yüksek hoşgörünüze sığınıyorum.
Mirim, şu sanal alemde bir emekli paşa bulamamış olmanın hüznüne gark olmuşken
Zat-ı muhtereminizin bendenize lutfetmiş olduğu şiirle bahtiyar olmaktayım.
Eğer kabul buyurursanız ben de size şu naçizane şiirimi sunmaktan büyük saadet duyacağım:

Odaya Süzülen Güneş Huzmesi

Issız bir gecede acılar kavururken benliğimi
Bir güneş ışığı ısıttı o kederli yüreğimi
Meçhul bir aydınlık kamaştırdı birden yalnız gözlerimi
Sanki bir ses bölmüştü o derin sessizliği”

BEN:
“ Hakan , işte hep birlikte konuştuk. Herkes sana şakayla karışık da olsa bir şeyler söyledi. Artık bunlara aklını yorar mısın yoksa gülüp geçer misin sana kalmış. Aslında hepsi bir yana sana çok sevdiğim bir resmi yolluyorum. (Ressama resim yollamak da ne demek oluyorsa artık) Bence o hepimizden daha çok şey anlatıyor.

Not: Bu arada FREESIA’nın da selamı var ama şu anda invisible olduğu için yorumda bulunamadı.

Hiç yorum yok: