Pazartesi

kimden: emine nergis uçak
başlık: aynalar aynalar 
biçim: elektronik posta metni ve internet yazışmalarını içeren bir web linki

Sanallığın sadece iletişimin boyutunda yahut şeklinde olduğunu düşündüğüm bir dünyada kesişti yollarımız... “Sanal aşk” tartışılıyordu ve konuyu ciddiye alan tek kişi sayılırdı Hakan Akçura, nam-ı değer “maigret”... Ve hafif yollu bozuluyordu buna... Bense biraz konunun içeriğinden, biraz editörün tutumuna olan tepkimden biraz da dostlarla birarada olmanın keyfiyle, konu haricinde her şeyi yazıyordum... Bana göre geyik, Hakan'a göre 'çapkınlık' olarak nitelendirilen bir keyif hali... Sonra icq'ya terfi ettik... Ve en kısa cümlelerin en uzun anlatımları yaşattırdığı bir dostluk dönemi başladı benim için. “Aynalar” fikri ise en az Hakan kadar sardı beni de... Hayatımın ilk ve belki de tek olacak sanal ropörtajında söylediği şu cümlelerdi 'aynalar'a olan ilgimin sebebi galiba:

"’Bugün ölsem gam yemem!’ dediğim bir noktaya geldim hayatımda. Neden, nasıl; cevabı bende saklı! Benim en büyük özgürlüklerimizden biri olduğunu düşündüğüm ‘ölmeyi yeğleyebilmek’ten de uzağım. Çünkü ölümü dost bildiğim bir hayat yolculuğu idi benimki... Yaşantımın ‘oyalandığım’ bir dönemindeyim. Yaşama sevincini yeniden kazanmaya çalıştığım... Buna karşın, ‘özel yaşamımı tümüyle saldırıya açtığım’ bir etkinliğin kıyısında durduğumu farkettim. Belki de tüm aynalarımı kırmak için, hepsine sahip olmam gerekiyordu."

Tasavvufta "kamil" tabir edilen bir ruh olgunluğu olarak yorumladım bunu... Ve arada kısa cümlelere yaşantıya-sorunlara ait çerçeveler açıldıkça, acizliğin kanatan halini yaşadım, pek yansıtamasam da..

"Ben kandan elbiseler giydim/Bundan senin haberin var mı" Var ama haberdar olmak ne yazık çözüm olmuyor hiçbir şeye... Buna üzgünüm ama seni tanıdığım için ya da tanıyabildiğim yanların için sevinçliyim...

linkin içerdiği yazışmalar:

1.
gercek hayatta yasadigimiz/yasadiginiz sanalliklar ne olacak?
Forum: Sanal Aşk
Tarih : Thu, 11 Feb 1999 18:48:09
Kimden:

gerçek deniyor; gerçek hayat deniyor. peki... iki insan birbirinin yüzünü görür. konuşur. anlaşır. sever. birlikte olur. ...ve az mi yaşanır yalan? kişisel tarihlerine dair, edalarına, akillarına, seçimlerine, akan hayatlarının neyi içerdiğine, içermediğine, hatta doğrudan yüreklerine dair yalan değil mi onca ilişkinin kırıldığı yer!...
gerçek hayatın ahlakı, anlamlandırmaları, tanımları, kategorileri yüzünden bir türlü kendisi olamayanınız yok mu? ilişkilerde çekilen acıların çoğu, tam da bu "gerçek yalanlardan, değiştirmelerden, zorunluluklardan, başka türlü olamamalardan" yaşanmıyor mu?
alın size bir olanak: net dili... isterseniz gerçek sunun kendinizi, ister oyunu kurun. soyunun cinsel kimliğinizden, adınızdan, sınıfınızdan, biçiminizden... bilemeyin ne nereye kadar doğru... "dil" kalsın ortada sadece. onun kıvraklığı, cazibesi, becerisi...
emin olun ki, sinir uçlarınız, "göz"ünüz hatta, tam da bu belirsizlikte "gerçek sevilesi olanı" görür, tam da bu özenle kurulan, seçilen dilde. isterseniz dil'de kalın, gerçek hayat ilişkilerinin olası yalanlarina karşı dayanışarak onunla... unutmayın, tek kendinize vereceksiniz hesabı! bu sanal dilin gerçekligi, sizin emeğinizle, açıklığınızla kendini sınar... kendine inandırır sizi ya da tam tersi... isterseniz de onu bedene çevirin, tüm riskleriyle... "gerçek hayata dair" kılın!
ne olur ki! tükenmiş her şey tükenmeli bu hayatta. sizler cesur olamayacaksanız hayatı dönüştürmek için, kim olacak ki! emin olamayın, deneyin, değiştirin... ya da vazgeçin dönün yuvanıza...
yapmayın, gerçek hayatta ne kadar güveniyorsunuz ki gözlerinize... en önemlisi, ne kadar sahip çıkılıyor ki kendi olmaklığa, tene, sevgiye...
en güzeli ise bence, bu yeni dilin soyduğu bedenlerimizle, gerçek hayata cesur bakmak, gözlerimizi, sözümüzü, edimlerimizi bu dil ile zenginleşerek farklı kılmak onu!
elbette ki, dokunmayan insanlar değil gelecek yüzyılın insanları... ama içindeki erkeği büyütebilen kadınlar ve içindeki kadını büyütebilen erkekler belki de...
büyü önemli. ne ucuz, ne sığ; belki de masallar yazılmaya başlanır yeniden. unutulduktan tam yüz yıl sonra...

2.
asıl olanı belirleme iktidarı...
Forum: Sanal Aşk
İlgi : Burada asıl tartışılması gereken
Tarih : Fri, 12 Feb 1999 16:59:58
Kimden:

en düzgün bulduğum cevap, sizinki... "bulduğum" dediğime, "olan" demediğime dikkat çekeceğim. çünkü, sizin cevabınızı, ancak "olduğu gibi" kabul edebilirim. benim iktidarımın, isteklerimin, yargımın ne olduğuna göre sınıflandıramam. böyle bir hakkım yok, "bence" böyle bir hak hiç yok!
"burası asıl tartışılması gereken" derken siz, konunun can damarının atlanmasına neden olan editör üslubunu eleştiriyorsunuz. ama editör üslubunun, belki de ummadan "kazandırdığı" bir yan tartışma, neden yanlış olsun diye düşünüyorum. tam da bu yüzden, benim daha önceden tartışmaya katıldığım metinde, duraksamadan cevap yazdığım bir nitelik de buydu:
genel ahlakçılığın ve reel hayata ilişkin normların, kategorilerin, sanal olana da ister istemez karıştığı yer... ve aslında sanal dilin, tam da bunlardan soyunulması için bir fırsat olması sözkonusu iken, bu denli genç insanların dilindeki cesaretsizlik, ahlakçılık...
siz bu konuda konuşmayı, bir başka konuya erteleseniz de, ben hayat adına, bunun da tartışılabilir "asıl" konulardan olduğunu düşünüyor ve sizin üzerine diyeceklerinizi merak ediyorum.
saygılar.

3.
hikmet'i kıskandım. ben de cevap isterim barutküpü... atlama. :)
Forum: Sanal Aşk
İlgi : Burada asıl tartışılması gereken
İlgi : asıl olanı belirleme iktidarı...
Tarih : Sat, 13 Feb 1999 00:38:04

Kimden:

4.
ne'sin sen hikmet?
Forum: Sanal Aşk
İlgi : "Dördüncü boyut" ya da "Sanmak,Aldanmak" !
Tarih : Sat, 13 Feb 1999 02:16:01
Kimden:

biliyorum başlıktaki garip bir soru. donanarak, temkinle girmişsindir içeriye...
"neredeyse" kusursuzsun. bildiğin, bildiğini gördüğüm, bildiğim yerde...
ama o "neredeyse" değil, tam da "kusursuzluk olan şeyin kendisi" o kadar cansız ki!
ideoloğusun dördüncü sandığın boyutun.. on yere kopyalanılası, "ciddiye alınacak pür dil bu!" denilesi yerde, en yaşaması olanaksız olansın...
can damarını göremediğim hikmet, tek soru başlıkta sorduğum oluyor sonunda ve bu ciddi bir soru...
çünkü dördüncü boyut zamanı tanımlar, burası tam da can damarıyla beşinciyi...
sevgiyle ve üşüyerek senden...

5.
araya girdim. hoşgör nergis!
Forum: Sanal Aşk
İlgi : Ruhun diktatörlüğü..?..
İlgi : Aşk denince
İlgi : Çok geç kaldım! Çok geç kaldım!
İlgi : Olsun geldin ya :-)))
İlgi : Yıldırım not
Tarih : Sat, 20 Feb 1999 17:59:04
Kimden:

hatırlıyor musun şu mesajını bilmem: "Çok ilgilendim ve heyecanlandım. Paldır küldür bir cevap yazmak istemiyorum. Beceremem de zaten. Tepemdeki işleri biraz hafifletinceye kadar, bir-iki gün, sizi bekletebilir miyim? Saygılar "
15 şubat'tan bu yana bekliyorum ilgi ve heyecanın'ın cevabını... yazmıyacaksan haber ver. iyice suyunu çıkardı herkes bu forumun. hikmet ise düşkırıklığı ve anlayışla izlediğim bir çiçek dağıtımına başladı. boşuna bekliyorsam, merak edip de girmeyeceğim artık bu forum'a. iyi ol. (sana da geçmiş olsun nergis)

6.
bir ara parantez ihtiyacı... herkes ve üç insan için...
Forum: Sanal Aşk
Tarih : Mon, 15 Feb 1999 00:58:44
Kimden:

forum'dan beklediğimden fazlası çıkmaya başladı. kendim adına.
düşünüyorum: burada görüş bildiren herkes, şöyle ya da böyle, net'i "diyalog" için kullandı. yine hemen hemen herkes kıyısında durarak, kuşkuyla yaklaşarak, oyun üreterek, yalan söyleyerek, hep gerçeği söyleyerek, reel kimliğini açarak, saklayarak, bazen açıp bazen kapayarak, resmini tarayıp yollayarak, resim talep ederek bir "ilişki derdi"ni yaşadı. tüm bunları yaşarken, çok azımız barutküpü, hikmet ya da searchengine (üç insan) ve varsa benzerleri kadar sentez üretti.( izin verirseniz, bir de ben kadar.)
ama aslında hepimiz biliyoruz ki, kullandığımız dilin kendisi ne artık doğumdan beri nasıl kullanmayı adım adım öğrendiğimiz dil, ne de yaşantının bize öğrettiği diğer dillerden... şimdiden sentez üretmeye çalışmaya başlamamız gereken "yeni bir dil".
akıp gitmesini izliyor çoğumuz bu dilin. heyecanlanıyor, paniğe kapılıyor, sarılıyor, reddediyor, başedemeyip sonuçlarıyla...
bir yerlerde bir araştırmalar yapılıyor ciddi ciddi, net dilini kullananlarınne kadar asosyalleştiklerine ilişkin. onlar, bir tür yeni sosyalliğin ayırdına varmakta güçlük yaşarken, net dilini kullananlar gerçek hayatla ilişkilerinde nelerin değiştiğini anlamakta güçlük çekiyorlar.
aslında hepimizin sanal aşk hikayesini (gerçek ya da kurgu) tartışırken saptığı onca patika, yolaldığı otobanların niteliğinin belki de "yeni-dil"in sorunları olduğunu farketmeye çağırıyorum sizleri.
hepimiz biliyoruz net dilinin bizi değiştirdiği bir dizi uğrağı:
net dilinde zamanı kullanma biçimi, yani hız'ın artan önemi, güveni zeka pırıltılarıyla -belki de- örülü olduğu dehlizlerde arama çabaları, smiley kodlamasının (gülüş, kahkaha, şaşkınlık vb. simgeleri) "duyguyu ve edayı" özetlemesine alışma, "asl?" gibi toplam bir soruyu sorup toplam olarak kimlik ele geçirme sanısı, sözü kullanma yeteneğinin-becerisinin artan önemi...tüm bunlar ilk olarak beraberinde reddedilmesi güç bir şeyi getirdi gerçek hayatımıza... o da tahammülsüzlük!
kaçımız hayatta hala (dün hiç sorun değilken) biraz yavaş, biraz tutuk, biraz düşünceli, biraz hoşgörü bekleyen diyaloğa açığız? gerçek hayatta da net hızını beklemeye başlama halimiz, ne kadar savunulası?
ya da ruh-beden ayrımları, çift kimlikler, "sanal diye niteleneni" (görüntüler gelene kadar gözün, dokunmanın, koklamanın, tatmanın devre dışı kaldığı) ya da gerçek hayata dair olanı "yeğleyip, üzerine vurgu yapma" istekliliğimiz...
neyi ne için istiyoruz?
kendi adıma, şu hayatın kullandığı yeni dil olanakları umurumda... hele ki bunca totaliter bir dünyanın bu özgürlük nefesi içinde... ama kendisi olarak... ama beni benim istemediğim, hayattan talebim olmayan ölçüde değiştirmesine izin vermediğim kadarıyla... bunu farketmek gereken zamanın getirdiği her şeye de tüm riskleriyle evet diyerek... ama ilk kararımı, son kararım kılarak.
aşk?
bu olgunun kendi başına tartışılası ne kadar çok yanı var ve bu tartışma insanlık tarihi kadar eski... doğrudan burada yazılı aşk öyküsü-sorunu-sorusu elbette ki cevaplarını her birimizin kişisel tavrından, aslında da bu eski insanlık tartışmasından alıyor.
ama bu tartışılırken, konu ister istemez kaydı ve iyi ki kaydı... tartışılan artık "net dili"nin olanakları, tuzakları, değeri, yarını...
farkında mıyız bilmek istedim... farkında olalım istedim...
hepinize ve üç insana -katılmadığım tonla şey söylemiş olsalar da- saygıyla...

7.
ne diyeyim! bu üsluba sadece "hoşgeldin," diyebilirim. :)) (hepsi bu)
Forum: Sanal Aşk
İlgi : "BİNBİR KALIBA BÜRÜNEN İBLİS KELİMELERDE TECELLİ EDİYOR...
Tarih : Tue, 16 Feb 1999 15:35:20
Kimden:

Hiç yorum yok: