Pazar

kimden: “azadi”
başlık: ...
biçim: elektronik metin dosyası

Merhaba...

Aynan olabilmek... Bu biraz zor belki... Yansımalar kelimelere tam aktarılır mı acaba, bilemiyorum ama aynan olmak istiyorum.

Seni ilk tanıdığım gün birbirimize hakaret etmek gibi bir zaafa düşmüştük... Karşımda; çok bilen, her şeyi yutmuş görünen ve bu bilmişlik çerçevesinde şakaya da toplumsal kriterler çerçevesinde bir sınır koyan bilmişliği ile aşmışlığı arasında belirgin farklar görülen bir hakan tanıdım. İlk tanışmamızda kavga ettiğimiz halde irc’deki yokluğunda gözlerim yolda kaldı... Kavga ettiğim insanın gelmesini bekler oldum... Geldiğinde moral buluyordum... Olur mu yaa; insan kavga ettiği biriyle karşılaşınca moral bulur mu? Ben buluyordum. Sonraları ilk tanışmamızdaki irc’nin nickler içindeki kayboluşumuzla şekilsel yaklaşım sonucu böyle bir kavgamızın oluştuğunu düşündüm... Aslında biz kavga edemezdik... Zaten bizimki de kavga sayılmazdı, en azından peşi sıra merhabalaşabiliyorduk.. :)

Sonraları tanıdığım hakan annemin hiçbir zaman bendeki önemini yitirmeyen bir sözün pratiğiyle karşıma çıktı. Annem -ki, okuma-yazması yoktu- derdi ki: "Bir insan sana hatalarını söylüyorsa bil ki o, senin gerçek dostundur." Hakan 3 yıldır irc’deki tanışmışlıklarım arasında bana en sağlıklı ve ilk eleştiriyi getiren insandı... Ona teşekkürümü bir borç bilirim.

Bu sanat eserini yaratmaya adım attığını duyduğum gün; narsist bir yaklaşım olarak algıladım. İnsanların kendini duyma egosunun, tatmin boyutu yüksek bir potansiyel yakalayarak, giderme arzusunda olduğunu düşündüm. Bu aynı zamanda kişinin kendini yenileme ve deyim yerindeyse "erdemliliği" yakalama konumunu artırma girişimiydi. Sanırım olay ilk bakışta böyle görünse de (kendi açımdan), sonraları insanların her zaman başkalarından gizlemek istediği bazı özellikleriyle karşılaşacağı ve bunları sansürsüz olarak sergileyeceği düşünüldüğünde, karşında saygıyla
eğiliyorum, Hakan... Yaşadığımız toplumda 'yapılamayan' bir ilki gerçekleştirdin. Belki sayende insanlar o "insan" özelliklerini saklama gereği duymazlar.

TV’de gördüm seni... Verilen süreyi kullanmaktan başka bir şey düşünmüyordun. Haksızlık ettiler sana... Öyle gördüm. Yine de karşımda kendinden emin bir hakan vardı... Gülümsedim, bilmem gördün mü?.. :))

Dost olarak yansıdın, dost olarak kal, hoşça kal...

Hiç yorum yok: